

Yine sokakların dili konuşuyor burada.
Kulak ver bu sese,
derinlerden gelen gerçeğe.
Eski usul, yeni savaş.
(ah, mikrofonda benim)
Karanlık sokakların ortasında doğdu bu kelimeler Sahte maskeler düşer,
dürüstlüğü heceler Kalemim silahım oldu,
kağıtlar ise cephe Zamana yenik düşen her düşünce bir leke Sözlerim ağır
gelir, tartamaz ki teraziniz Yeraltı burası,
burada sökmez kurallarınız Zirveye giden yolda kayboldu tüm hayaller Geriye kalan sadece
bu paslı kalemler Gerçeği yazmak yürek ister,
cesaret ister Bu ritim ruhumu besler,
zihnimi temizler
Kır zincirlerini,
ayağa kalk ve konuş!
Bu yolda geri dönüş yok,
sonu hep savaş! Gerçekler acıdır,
yalanlar ise yavaş
Yeraltından gökyüzüne
uzanan bu savaş!
Sistem bizi çarklarında ezmek ister her zaman Ama unuttukları bir şey var,
geçiyor o zaman Zihinler tutsakken özgürlükten bahsetme bana Kendi yolunu çiz,
boyun eğme hiçbir plana Sözlerim bir tokat gibi patlar yüzünde Doğruluk aranmaz
hainlerin gözünde Kelimelerim mermi,
mikrofonum namlu Bu hayat sahnesinde her rol biraz zanlı Uyan derin uykudan,
gör artık gerçeği Koparma dalından o solan çiçeği
Kır zincirlerini,
ayağa kalk ve konuş!
Bu yolda geri dönüş yok,
sonu hep savaş!
Gerçekler acıdır, yalanlar ise yavaş
Yeraltından gökyüzüne
uzanan bu savaş!
İşte böyle dostum.
Söz uçar, yazı kalır,
mikrofon her zaman gerçeği haykırır.
Eski usul asla ölmez.
Barış,
saygı,
sokaklar...